İç Mekan Görselleştirme
Sergikur Müze Destek Hizmetleri
Beyoğlu, İstanbul
300 m²
Aralık 21, 2021
Müze sergileme tasarımı, tarihsel bir anlatıyı mekânsal deneyime dönüştürür. Bu proje, Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı için düzenlenen ulusal serginin sergileme ve görselleştirme sürecini kapsar.
Sergi, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde hayat buldu. Tasarım ekibi, yapının mimari karakterini koruyarak ziyaretçiyi içine alan bir anlatı atmosferi kurdu. Ayrıca girişteki büyük karşılama duvarı, serginin duygusal tonunu belirleyen ilk temas noktası oldu. Mekânın tavan yüksekliği güçlü bir şekilde vurgulandı; böylece izleyiciye hem görsel hem de duygusal açıdan etkileyici bir karşılama deneyimi sunuldu.
Serginin ana bölümünde yer alan koridor, kırmızı duvarları ve gizli lineer aydınlatmalarıyla dikkat çekiyor. Bu alanda Milli Mücadele’ye katılan şehirlerin isimleri kırmızı yüzeylerin üzerinde yer alıyor. Bu nedenle koridor, bir anı yolu olmanın ötesine geçerek görsel bir manifesto haline geliyor. Ayrıca ışık oyunları, duvar yazıları ve malzeme geçişleriyle ziyaretçiye derin bir mekânsal deneyim sağlanıyor.
Sergileme elemanları, dikey ahşap çubuklardan oluşan bölücüler üzerine kuruldu. Bu sistem, mekâna hem süreklilik hem de ritmik bir bütünlük kazandırıyor. Ahşap yüzeylerin doğal dokusu, zemindeki parke kaplama ile uyum içinde ilerliyor. Bununla birlikte lightbox uygulamaları ve modüler paneller sergiye hareket katıyor. Böylece her bölüm, izleyiciyi bir sonraki sahneye yönlendiren kesintisiz bir akış oluşturuyor.
Proje sürecinde 3D modelleme ve görselleştirme çalışmaları, serginin mekânsal bütünlüğünü önceden deneyimleme fırsatı verdi. Ayrıca grafik tasarım aşamasında Filiz Ersin’in tipografi ve görsel dengeye odaklanan yaklaşımı, anlatıyı daha güçlü kıldı. Bu sayede metin, ışık ve form arasındaki denge başarıyla kuruldu.
Sergikur ekibi, müze sergileme tasarımı konusundaki deneyimini bu projede etkileyici biçimde ortaya koydu. Ekip, her detayı tarihsel duyguyu çağdaş sergileme diliyle buluşturacak biçimde tasarladı. Aynı zamanda mekân, ışık ve renk ilişkisini dikkatle işleyerek ziyaretçiye duygusal bir yolculuk sundu. Sonuç olarak proje, yalnızca bir sergi değil; geçmişin izlerini bugünün estetik diliyle anlatan bir tasarım deneyimi haline geldi.